21 Aralık 2010 Salı

biraz önce, aklımı tutamadım kafatasımdan uçtu, uçtu.

16 Aralık 2010 Perşembe

kış günü çalışma masamın üstünde uğur böceği gezmesini, bu akşamki lotoda 6 tutturacağıma yordum.

3 Aralık 2010 Cuma

"Güzelim" dedi, güzelim' e odaklan. "Bebeğim" dedi, bebeğim' e odaklan. Geri kalan sözcüklerin zerre önemi yok.

24 Kasım 2010 Çarşamba

dünyanın en yakışıklı insanını görmeye katlanmak zorundayım. aman dikkat duygulara falan sıçramasın. acı çekiyom, ben ölüyom bay.

26 Ekim 2010 Salı

her yere adını yazasım var The Go Find!
en çok sizi seviyorum. hatta "sefiyorum xD"

13 Eylül 2010 Pazartesi

ulan nokta otomasyon sistemi ve pek sevgili istanbul üniversitesi bir günümün daha içine ettiniz, tebrikler.

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Babanemi sevemiyorum yardım edin.

31 Temmuz 2010 Cumartesi

gereksiz karşılaşmalar en birinci stres sebebidir, nokta.

24 Temmuz 2010 Cumartesi

Yer: Kadıköy- Eminönü vapur iskelesi.
Zaman: 20.07.10, 18.00

Uzun süre tip tip, tabir-i caizse trenin öküze baktığı gibi bakan adama sorulur.

Elinin: Pardon, niye bakıyorsunuz?
Adam: ... (Bakmaya devam eder.)
Elinin: Size diyorum neden bakıyorsunuz?
Adam: Rengine bakıyorum rengine.
Elinin: Bakmasanıza!!
Adam: Sana mı bakıyorum be!
....

Adam oradan hızla uzaklaşır, masum halk bu diyaloğa maruz kaldığı için şaşkındır.

"İyi de ne varmış benim rengimde?!"

9 Temmuz 2010 Cuma

cuma günlerini bir ayrı severim ben.

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Elinin ve kardeş arasında geçen bir diyalog.

Kardeş: Ya, tavuk köftesi, balık köftesi var da sosis köftesi niye yok?
Elinin: Sosis bir hayvan mı la? Balıkla tavuk hayvan ya hani!
Kardeş: O zaman dana köftesi neden var? Köfte hayvan mı?!!
Elinin: Dana hayvan. (%:S/&+)
Kardeş: Hmm...





23 Haziran 2010 Çarşamba

İzmir! geliyorum bak yarın. Öğreneceğim bu İzmir sevdasının nedenlerini sonunda lan. Oh be.

20 Haziran 2010 Pazar

Lan şans mı ne bu?! Çekilişe katılıp Madrid' de bir ay kurs kazanmak falan ne iş? Nası oldu?
Şaşırdım, heyecanlandım, mutlu oldum ve korktum. Çok fazla duygu karışımı bünyeyi bozar, nokta.

16 Haziran 2010 Çarşamba

Herkes fasıla gidiyor, kıskanıyorum lan. Biz de gidelim yahu!

15 Haziran 2010 Salı

Troussov gittiğinden beri, yalnızım dostlarım yalnızım yalnız.

5 Haziran 2010 Cumartesi

finaller ve uykusuz gecelere son! huzur dolu ve yan-gel-yat felsefesinden uzak bir yaza merhaba o zaman.

3 Haziran 2010 Perşembe

elinin ve körü bir kafede sohbet ederlerken yanlarına günün 125. seyyar satıcısı yaklaşır. bu sefer sabit telefon satmaya çalışan yaşlı bir amca vardır karşılarında.

-param yok kızım, 80 yaşındayım! alır mısınız bir tane?
+yok, sağolun.
-ne olur bir tane alsanız, alın hadi. kimse almıyor zaten. param da yok.

elinin ve körü sallamayınca kafenin içine doğru ilerleyen satıcı amca, repliklerini tüm acındırıcılığıyla tekrar eder:

-alır mısınız bir tane? param yok, hadi be çocuklar! alın bir tane. alsanız ölür müsünüz sanki?

dilenci amca tüm çabalarına rağmen kendisini dinletemeyince hıncını zavallı elinin ve körüden almaya karar verir:

- ''orospular sizi! bir tane alsanız ölür müydünüz?! paramız yok işte. her gün sikişe geliyorsunuz buralara.'' diye küfürleri saydırarak uzaklaşır.

bu olay üzerine dumur olan elinin ve körünün gözleri sonsuza dek fal taşı misali açık kalır.

2 Haziran 2010 Çarşamba

finallere çalışma sabrımın sonuna geldiğimin habercisidir bu konsantre bozukluğu. cuma gelsin ve ben huzura ereyim.

26 Mayıs 2010 Çarşamba

ancak 5. sezonun sonunda varılabilmiş bir kanı:
Ted Mosby yeryüzündeki en itici dizi karakteridir.

19 Mayıs 2010 Çarşamba

Rüyada kendinin, eski sevgilinin başka bir eski sevgilisiyle kanka olduğunu görmek hayıra yorulmalı mıdır yorulmamalı mıdır??

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Friends bitti! Galiba bu yalnızlığa dayanamayıp baştan başlayacağım izlemeye.

16 Mayıs 2010 Pazar

ben böyle işin...

13 Mayıs 2010 Perşembe

rüya rüya rüya rüya rüya rüya/lar.
ölümüm elinizden olacak, düşün yakamdan.

11 Mayıs 2010 Salı

rüyamda gördüklerimi gerçekte olmuş gibi hatırlıyorum. ancak içimde ''bu rüya mıydı ya'' şeklinde bir şüphe filizlenirse kontrol edip, ''ha rüyaymış'' diyebiliyorum. bu ikiliyi karıştırmak hayra alâmet olmasa gerek?

9 Mayıs 2010 Pazar

ben bu yaz İtalya' ya gidebilme ihtimalimi sevdim.

8 Mayıs 2010 Cumartesi

mütemadiyen sıkılıyorum.

1 Mayıs 2010 Cumartesi

Rüyamda çocuk sahibi olamayan kuzenim için doğan çocuğumu ona vermek üzere hamile kalıp sonra da pişman oluyordum. Hamile kalma şeklim ise bir hayli ilginçti, kuru kayısı yiyordum hamile kalmak için. Üstüne bir de votkaçilek içiyordum işte o an koptum zaten. Ha ben hamile kaldıktan sonra çocuk istemediğine karar veren kuzenimi ise parçalayamadım rüyamda içimde kaldı lan.

25 Nisan 2010 Pazar

o nasıl bir tesadüftür öyle ya!?? 2 yıldır görmediğim orta okul arkadaşımla buluştuğum gün yolda beraberce yürürken, yine aynı arkadaş gurubundan olan ve 4 yıldır falan görüşmediğimiz orta okul arkadaşıyla karşılaşmak.. ya tesadüf değilse, hmm..

22 Nisan 2010 Perşembe

22 nisan perma yaptırışım capsli*

*isteyene caps verilir.

19 Nisan 2010 Pazartesi

Bazen, 'çok uzun zaman geçti hatta ben uzaklara gittim ve geldim ancak her şey yine aynı' diyorum ve sonra korkuyorum.

18 Nisan 2010 Pazar

Ha şu rüyamda çeşit çeşit hatunla, gözümüzün önünde cinsel hayatını yaşayan arkadaşa söyleyin, kendi rüyasında yaşasın ilişkilerini benimkileri kirletmesin rica edeceğim. Ayıptır,günahtır lan.
Bugünkü yoga, latin dansı ve sirtaki derslerinden sonra huzura erdim blog. Kendimden geçtim adeta. ohh.

17 Nisan 2010 Cumartesi

bilgisayarımı öyle özledim ki ona sarılıp yine çok çok özlediğim yatağımda 24 saat uyuyasım var.

14 Nisan 2010 Çarşamba

şu kaç haftadr gtmek için çıldrıdığım dans festivaline sevgili arkdşlarım yüzünden gidememek! küstüm olum hepinize oynamıyorum evden çıkmicam bir hafta görürüsünüz siz.
7 aydır görmediğim kuzenimi görecek olmanın heyecanı paha biçilemez tabi. bakalaım kapı açılıp benim sevgili kuzenim içeri girecek mi.. dın dırı dın dırı dın dırıdırırım.

12 Nisan 2010 Pazartesi

bazen hiç tarzım olmayan şeyler yapıyorum yahu. insan değişiyor mu yoksa arada manyaklaşıyor mu bilemedim.

11 Nisan 2010 Pazar

7 aydır yüzyüze gelmediğim bir adamı önce rüyamda görüp sonra kadıköyde görmem. joder.fuck.
rüyamda en son sevgili olmak istediğim adamla sevgiliydik. rüyamda bunun rüya olmasını diliyordum gerçi. üst beyin alt beyin ne varsa bünyemde, karşı bu adama işte. aferin beynime. ver intenseleri sonra parmak ucunda yaylan hadi canım.
birisi ağzımı kulaklarımdan çekse fena olmaz. hatta bu esnada bir şaplak atsın suratıma. biraz ders alır insan ayıp ! gerizekalı olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu yaşayan azizler derneği.
ha buarada, naber la bilök ! özledin mi beni? bilmem ben seni çok özlemedim. ne bozuluyorsun özlemek zorunda mıyım? gel gel hadi üzülme. özlemiş numarasını güzel yapıyorum . höhöh.

10 Nisan 2010 Cumartesi

Arada yazın la şuraya sevgili Körü ve Üstün. Üzülüyorum sonra lan.

6 Nisan 2010 Salı

Amma çok çeviri kuramı varmış lan. Alt tarafı çeviriyoz ne kuramı ya höhöh.

5 Nisan 2010 Pazartesi

Sevginin öyle ıvır zıvır zamanlarda değil de içten gelince söylenenini severim. İçten geldi mi de anında söylenmesinden yanayımdır.Çekinmem söylerim.

4 Nisan 2010 Pazar

hazırlanıp tam evden çıkacakken vazgeçmek de ilginç oluyormuş tabii. daha çıkmadan, hazırlanma süresinde yorulmam allahın belası bahardan mı?
3-24 temmuz arası çok uzaklarda olacak körü. özleyin, özletin.

3 Nisan 2010 Cumartesi

Hayatta en acı şey evde intense olması ama senin bunu yiyememendir!

1 Nisan 2010 Perşembe

Okulun bir hafta gibi bir süre olmaması, haftaya sadece 4 tane olan vizelere girmece ve ardından yine 10 günlük bir tatil. İÜ'yü sevdiğimi söylemişmiydim hiç?
Ha tamam ozaman ilk defa söylüyorum. Seviyorum ulan!!

30 Mart 2010 Salı

erken başlayıp hızlıca geçen bir vize döneminin de sonuna geldik çok şükür. hatta o kadar hızlı geçti ki sadece 2 günümü aldı. gerisi cânım hocalarıma kalmış. öyleyse başlasın tembellikler.

28 Mart 2010 Pazar

Sporumu bitirmiş, soyunma odasında giyinirken bir kızın telefon konuşmasına şahit oldum. Önce kızı betimleyeyim; gözünde yüzünün yarısından çoğunu kapatan güneş gözlükleri, ayağında sanki Kuzey kutbunda yaşıyormuş izlenimi veren UGG larıya tamamen bir kontrast yaratmıştı kızımız. Spor salonuna gelip 2 dakika yürüyüp başka pek bir alete dokumadan, o sarı ve daima fönlü saçlarını bozmadan bitirir sporunu. Spor yaparken üstündeki kıyafetlerle marka saçmakta ve kendini podyumdaki mankenler gibi hissetmektedir büyük ihtimal. Neyse ben kabinde giyinirken, zorla kulak misafiri olduğum konuşma "aşşkaaam" diye başladı. İçimden düşündüm: daha uygun bir konuşma tarzı olamazdı bu kızın. Daha sonra konuşma, "bebeğiimm, çok özlediiğmm kızz." diye devam etti. Bir de kız arkadaşıyla konuşuyordu. Kız arkadşyla böyle konuşan bu kızın sevgilisyle olan konuşmalarını çok merak ettim o dakikada. Uzun bir süre maruz kaldım bu konuşmaya, daha sonra güneş gözlüğünü takııp ve UGG larını giyen kız poposunu sallayarak yürüdü gitti. Bu kızla değil aynı spor salonunu ve soyunma odasını, aynı gezegeni bile paylaşmak istemiyorum lan. İmdat!
sanal ortamda bulduğu her boşlukta sosyal/toplumsal/kişisel mesaj verenleredir küsmelerim.

27 Mart 2010 Cumartesi

ah garson parçası bunu bana yapmayacaktın. o barda oturan kızlarla amma muhabbet ettin be! biz de iki naber dicez diye kasıyoruz. amaan. dandiksin yani.

26 Mart 2010 Cuma

Show must go on!

25 Mart 2010 Perşembe

what the fuck!?
üzerime çöken şu yalnızlık hissini kınıyorum. defol lan.
Mutsuz, kızgın, hüzünlü, şaşırmış, sinirli vb. duyguları bir arada barındırıyorum, vay bana vaylar bana. Aralarında hiç iyi bir duygu çeşidi olmaması da ayrıca sinirlerimi bozdu şu an.
Üstün üzülerek sunar canlarım. elinin, bunu gördüğünde çok üzülebilirsin. bir insan nasıl çirkinleştirilir örneği budur. ayrıca, yakışıklı kadın nasıl olur örneği böyle birşey olmalı. ama yakışıklı bile değil yani bu. hatta benzettikleri de bir adam olmuş guti diye ki guti daha şeker bile. neyse fotoğraf bu. herkese geçmiş olsun ben ağlıyorum bay.
http://i40.tinypic.com/2yzjswo.jpg

23 Mart 2010 Salı

"Hayat düşünceleri tutan bir hapishanedir." demiş.iyi demiş.

21 Mart 2010 Pazar

Siktr.fuck.joder.scheisse! benim kafam çok karştı yine, korkuyorum. İmdat!
hollanda'ya davet edilmeme ne demeli? anca rüyamda olur zaten peh.

19 Mart 2010 Cuma

Kalkıp başımı duvara vursam, baş ağrım geçer mi acep? Benim başım hiç ağrımazdı ya hop noluyoruz lan!? Kesin tümör var abi.ahanda ölcem. asfasadas
Bazen, çok sık aklıma gelir.. Onu düşünürüm; ama o bunu bilmez. Çok kızarım bazen ona ağız dolusu küfürler etmek isterim karşısına geçip ama onun bundan haberi yok. Sonra da ona sarılıp çok uzaklardan gelmiş eski bir dost gibi, saatlerce ağlayabilirim hem ona hem de kendime olan hüzüntümden.. Ama o, benim bunları düşündüğümü bile düşünemez.

17 Mart 2010 Çarşamba

İki sene önce sırf o nu göreyim diye evinin önünden geçerdim yürüyüş yapma bahanesiyle, İspanyada'da da o nu görmek için hergün okuldan sonra evinin önünden geçiyordum. İnsanın bazı alışkanlıkları hiç değişmiyor lan.

16 Mart 2010 Salı

Rüyada erasmusta olduğunu ve eğlencenin dibine vurduğunu görmek? Rüya tabirleri kitabımı alıp gelcem bay.

15 Mart 2010 Pazartesi

rüyada gördüklerimden biri sabah aradı. hadi devamı da arasın. eğlenceli olabilirdi bence, de nasıl ?

14 Mart 2010 Pazar

Olmuyorsa kasmanın ne anlamı var ama değil mi!? Lan Üstün ve Körü, bana da hatırlatın bunu ilerde olur mu? dfghasg.
kim bilebilirdi basit bir havucun bizi böylesine eğlendirebileceğini?

12 Mart 2010 Cuma

ertesi güne halledilecek herhangi bir işin olmamasının rahatlığını ve sonsuz tembellik yapabilme imkanını hiç bir şeye değişmem.
bucak bucak aradığımız garson parçasının sonunda en üst katta çıkması ve bizm bundan sonra üst katta oturacak olmamız.. ve o şeker gülümseme. ne diyeyim daha ben sana blog!??
1 üstün 2 hayalet . bakalım kahramanımız ne yapacak? annenin esk.e gitmesi kallavi elbette ama 2 hayaleti de götürse berisinde ben sokaklarda free hug pankartıyla gezmesem bile benzeri birşeyler yapardım kesin.

11 Mart 2010 Perşembe

spora başlamak!! yorgun ama mutluyum be blog spor güzel şey valla. br de şu diyet bisküvilerle beslenmek zorunda olmasam. dayanamcağım bir şey varsa o da boğazımı kısmak ki ona bile bir dereceye kadar dayanıyorum heheyt. ben gidip biraz daha tatsız yemkler yiyeyim bari.
alice in chains laynesiz güzel albüm yapmak zorunda değildin. beni çelişkilere sürükleme ulan ! gitmeyecem o festivale. ama aic lan. ama layne yok. ama ama ama. çok kararsızım blog.
naber blog? özledin di mi beni evet ben de seni özledim. bu adresi diğer adrese yönlendirsek kullanıcı adı değişmese vs. o zaman hani ben daha çok gelsem bu blogceğize. aksatılan blog işine atarlanırım. neyse. şu dk hiçbişi atarlandırmasın beni. kendimi haftanın başarı sahibi ilan ettim. dırıdı dıt dırıım!!

9 Mart 2010 Salı

sıkmalık portakalın olayı nedir? nasıl yetiştirilince sıkmalık oluyor? garip gizemler bunlar. bu abuk sorularıma yanıt verebilecek, konunun uzmanlarını getirin bana.

8 Mart 2010 Pazartesi

güle güle kistler! birdaha gelmeyin olur mu!? ne güzel bir gün yahu. çok bir mutluyum. perşme itibariyle spor ve dans hayatıma da kaldığım yerden devam edeceğim. hatta bugün benim ' garson parçası' nı da gördüm. ahh ahh. nazarlara gelmeyelim de yine..
Daha dün bebeydik, ne ara kadınlar günümüzün kutlandığı yaşa geldik?

6 Mart 2010 Cumartesi

ben friends izleyip ağlayabilen bir insanım. sitcom değilmydi lan bu dizi yoksa? aşık olasım geldi blog yine ya. bu Amerikan dizileri çok sakıncalı insan bünyesine.

5 Mart 2010 Cuma

şu Sonisphere işini halletmek lazım blog. gitmek lazım gitmek!!!

4 Mart 2010 Perşembe

birini doğduğuna pişman etmek mi istiyorsunuz? basuru olan birine 2 kutu müsil ilacı içiriniz.

3 Mart 2010 Çarşamba

grip sebebiyle evden dışarı adım atmadığım o 5 günden sonra dışarı çıktığımda kendimi süperstar gibi hissettim. insanların bana ''körü aramıza döndü heheyt! körü'ye bak be! dercesine baktıklarını hissettim adeta. güneşli havanın da bu ruh halimde etkisi vardır elbet. sonra kendime gelerek: ''sen kimsin ki la körü, sana ne bakacaklar?'' dedim ve süperstar havası söndü. itiraf.com

1 Mart 2010 Pazartesi

canım sıkkın lan blog. neden blmiorm böyle bir insanlardan nefret etmeler. kmseyi görmek istememeler falan. ha amaa spor salonuna üye olmam harika bir şey oldu. bedava latin dansları alcak olmam da en güzel kısmı bu işin!! ha gerçi kistlerden dolayı bugünlerde spor yapamıyor olmam gerçeğini takmıyorum önümüzdeki aylar için çok heycanlanıyorum. ama spor salonuna yazılmama rağmen sıkkınım lan enterasan.
rüyamda Elinin'lerin sitedeki emre adında bir liseliyle takıldım bir ev partisinde. ne iş lan? emre diye tanıdığın var mı Elinin :kaş yaparım sana çok taştı aşldkşlaskdşlas

28 Şubat 2010 Pazar

yazın gelmesini hiç bu kadar istememiştim ben.
sıkıldım bloogggg!!!!! bütün gün ya friends izledm ya gitar çaldım yine de sıkıldımm çokkk. ha bir de geçen gün gördüğüm, bizm sitenin karşısndaki çiğköftecide yeni çalşmya başlayan gözleri mavi mavi olan çocuğun bugün eve çiğ köfte getrdiğinde beni pijamalarla görmesi biraz utanç kaynağı oldu ama neysee ay dont keir.

26 Şubat 2010 Cuma

nurtopu gibi iki adet kistim oldu blog. beklicez geçsinler diye, geçmezse ilaç kullancam o da olmadı ameliyat falan aman korkarım ben öyle şeylerden lan. ne gerek vardı şmdi yea. birde tam ben spor salonuna yazılmaya karar vermişken, doktorun bana sakın spor yapma kistler patlayabilir falan demesi çok bir zamanında oldu yani. tek eksiğimdi bu kistler valla. joder!!
merhaba minik blogcuk, sana baş ağrıları diyarından yazıyorum bugün. lakin hastalığımın geçmesine çok az kaldı, hissedebiliyorum bunu. tek sıkıntı, neredeyse 3 haftadır dans etmiyor oluşumun içimdeki dans aşkını fena halde alevlendirmiş olması. acilen dans etmezsem, o ateş içimde patlayacak ve öleceğim sanırım. sanki uzun süredir ihmal ettiğim bir dostumu o kadar özlemişim ki, artık yokluğu acı vermeye başlamış gibi hissediyorum. böyle de garip şeyler hissettiriyor bu dans özlemi bana. iyi olursam pazar kavuşacağız. çogşükür oh.

25 Şubat 2010 Perşembe

diğer blog'da, umarım ileride çiğ köfte yememi engelleyecek bir hastalığım olmaz şeklinde bir dilekte bulunmuşum. trajikomik resmen la bu. neyse zaten canım da istemiyor, bir süre tutar o yediklerim beni.

22 Şubat 2010 Pazartesi

hastalıktan nefret ediyorum. antibiyotik almaktan artık vücudmda değişklikler ortaya çıkcak. amaan. yarn okula gitmek lazım ama. ha rüyamda kendimi Friends'teki Chandler la birlkte görmek çok güzeldi ama hayır olsun.

21 Şubat 2010 Pazar

çok güzel bir haftasonu geçirdim!! hasta olduğumu saymazsak tbi, öksürmekten ölüyorum ama yne de çoookk güzel bir hafta sonuydu. çok da alştm Mü yü burda görmeye zor oldu dün ayrılmak. haa star wars partisine gidemedk ama onun yerine Akdeniz'de otrduk snra başka barlara gittk. mesela cacık içtik. bildiğin cacıktan değil ama blog.böle shot yapıosn alkollü fln ama bnce yediler bizi alkol yoktu onun içinde nihaha. kısaca güzeldi zaten ben bliordm partiye gidemeyeciğmizi hatta emindim yani. ama çookk güzeldi her şey. yine yapalm yine!

20 Şubat 2010 Cumartesi

rüyamda çiğ köfte yiyip deliler gibi pişman olmam, bir süre çiğ köfte yememe konusundaki irademi ortaya koyuyor.

18 Şubat 2010 Perşembe

ben ki bugün hayatımda ilk defa star wars izlemiş ve beğenmiş biri olaraktan cumrtesi starwars partisine gidiyorum. heha. hayat bazen çok garip ve hızlı olabiliyor yea. yarın da sabh 6da uyanacak bir insanım ben acıyın bana ama mü'yü karşılamaya gideceğim için artık ağlasam sızlasam da kalkacağım sabahın köründe. yeeyy.
star wars partiye ne giyilir sorunsalı bizi gitmekten vazgeçirme raddesine getirdi.
bir zamanlar space diye bir şey vardı hotmail'de.

17 Şubat 2010 Çarşamba

bugün resmen çiğ köfte komasına girip ülkeme biraz daha alşmş bulunmaktaym nihaha. ama bu şehir bir fazla büyük sanki arada boğuyor beni falan. nefes alamıyor gibi hissediyorum sonra geçiyor. saçımı da laciverte değil kızıla boyatmş olmanın hüznünü yaşıyorum. lacivert 10 gün içinde sarı olurmş istemedim öle 10 gün içinde geçsin falan. birkaç ay gitsin dedm kızıla boyattım. hayırlı olsun bana.
sarımsak, ölürüm sana.

13 Şubat 2010 Cumartesi

ev.. odam. annem. babam.kardeşim. seviyorum. ama çok da üzgünüm blog şmdiden o kadar özledim ki İspanya'yı. ağlamaktan gözlerim şişti höh. yarın olsun Üstün ve Körü beni kendime getirecek inanıyorum!!! ha bir de çiğköfte haha.
elma, armut, ayva vs bekleyince neden kararıyor ya?
bu bıloga çok yazmayınca bir anda gaza geliyorum. burası sanki iki göz odada mısır patlatıp sobanın yanında ısınırken çay içme samimiyetini barındırıyor. 37 ekran küçücük tv.de türk filmi izleme samimiyeti.
nokta otomasyon sisteminin allah belasını versin der susarım. pazartesi 2.dönem başlıyormuş. ha okula bir gitmek gerek yani. o zaman kayıt yapıp gitmemeye devam etmek gerek yani. evet evet aynen öyle aynen öyleee dırırım.
o değil de, gideceğimiz ilk partinin bir star wars partisi olması bizim ne denli asosyalleştiğimizin mi göstergesi körü? bu konudaki o yüce çıkaramın acı gerçek adeta.
ben elliott smith'e aşığım. itiraf.com. abi kardeş çok yakın arkadaş aşkı bu. öyle bir ensest öyle bir kalleş. bir başka seviyorum ben seni gezegenden gelip geçtiğine iyi ki buralara uğradığına mübarek sesinden bizlere seda ettiğine sevindiğim adam. aşığım sana ulan! duy beni.!
artık Elinin istanbul sularına girmişsindir değil mi? artık aynı şehirdeyim değil mi aylar ve aylar sonra. heyecanlıyım lan ben sanki ilk defa görecem Elnin'i. ne garip şey. neyse yarın olsun lan hadi .

12 Şubat 2010 Cuma

yarın istanbul!!!! wow!!!

11 Şubat 2010 Perşembe

çok güzel bir geceydi.sürpriz partilere bayılıyorum. nasıl bırakıcam ben bu insanları burda of of of. farkındayım çok büyük gelgit ler yaşıyorum bu günlerde. yarın gece otobüs ve madrid. cumartesi istanbul vay be!

10 Şubat 2010 Çarşamba

işte o bok gibi geçen sınavdan kalmak çok hoş oldu resmen. bravoooo banaa!!!

9 Şubat 2010 Salı

eee finallerr bittiktenn sonra ne yapılırrrr??? tabiki parti. Oviedo'daki son partilerim bunlar heyt be. perşembe de bana bir sürpriz hazırlıyor sevgili arkadaşlarım ancak ne kadar azimli olsam da anlayamadım ne yaptıklarını. eh bırakaym da bozulmasn bari sürprizleri. severm ben partileriiii.
bok gibi bir sınav oldum bugün ama son sınavdı bitti oh be bitti gerisini s.ktr et. bavul hazrlama fln işlemlerine girmem gerk yarn kalkp yaplcak işler var imzalatılacak belgeler fln amaaan. sonra da döner dönmez okul başlıo en uyuzu da o. durun daha ben tatil yapacaktım ama!?

8 Şubat 2010 Pazartesi

biri beni sadece gece gündüz tango yapılan bir gezegene yollamalı. başka da bir şey istemiyorum şuan.

7 Şubat 2010 Pazar

insanlara psikopat şeklde uzaktan bakıp ve aynen uzak kalmaya çalşıorm. korkutuyor lan insanlar beni. şu an tek istediim şey İstanbul'a dönüp o harbiden sevdiğim, mecbur olduğumdan değil isteyerek zaman geçrdiğm insanlarıma kavuşmakkk. bana sorun çıkartacak insanlara hayatımda yer yok blog.nokta.
böyle zaman geçiyor, eskileri güzel hatrlıyorsun, acısız kinsiz nefretsiz gülümseyerek düşünüyorsun ama geçmişin geçmişte kaldığının da bilincinde oluyorsun. işte bunu seviyorum.
"Ya dışındasındır çemberin
Ya da içinde yer alacaksın
Kendin içindeyken, kafan dışındaysa
Çaresi yok kardeşim
Her akşam böyle içip, kederlenip
Mutsuz olacaksın
Meyhane masalarında kahrolacaksın
Şiirlerle, şarkılarla kendini avutacaksın
Ya dışındasındır çemberin
Ya da içinde yer alacaksın"

6 Şubat 2010 Cumartesi

çoğuna göre kötü belkide berbat bir huy olabilir ve bundan keyif alıyor olmam ise tam anlamıyla ibnelik olarak görülebilir. lakin ben birşeyi yapmayı çok seviyorum ve bundan da vazgeçesim yok. o da şudur : eğer istemediğim biri arıyorsa, ve beni daha önce zilyonkez aramış, konuşmanın bir yerinden sonra ben sıkılmışam ve bu çok yinelenmişse işte ben o zaman o kişinin telefonunu açmıyorum yine öylesine aradığını bildiğimden kelli. ama ben bir şey istiyorum ki o da, bu kişiler aradığında direkt meşgule atmak. " görmedim ben yaa aradığını " dememek için direkt ne diye açmadığımı bilmelerini istiyorum. meşgule atmak o anda konuşmak istememktir. meşgule atmak işim vardır. ama onlar ararken ışık yanıp sönüyor ve ben o 32 saniyelik arama süresinde telefona bakıp hadi ama kapat diye izliyorum ya o anlar güzel. inan çok güzel blog.
çok yaratıcı bir annem var. evdeki nesneleri konuşturuyor. mesela bulaşıklar adına beni makinaya yerleştirin falan diyor. bu notlara gelen kahkahalı tepkilere ise " bir de tuvalate not yazacam yarılacaksınız bekleyin görün " diyerek heyecan yaratması, bizi ev içinde eğlendiren unsurlardan biri sanırım son 2 gündür. anneaylavyu.
benim bile beklediğimden, benim bile istediğimden fazla şu sıra olanlar. istemediğin sürece mi artar demiştin körü ? off ne bayat bu hayat. garip bir his var da içimde. neyse şimdi bloga anlatacak raddede değil. bir okul açılsın hadi bakalım. eğlence var ya da sıçıntoşlardan sıçıntoşlara koşacak bu üstün. hayat, beni değil lütfen serdar ortaç'ı yor.
haftya bugün bu saatlerde evimde olcak olmak.. vay be.

5 Şubat 2010 Cuma

çok deli bir zombie partisi yaptık dün blog. çok eğlendim yahu. artık zombie kılığında gezmeye karar verdim yeni tarzım budur benim! zooombie zoombie zoombie ie ie ie.

4 Şubat 2010 Perşembe

sadece New Year's Eve demem gerekirken kendimi tutamayp sürekli Happy New Year's Eve deyişim nedir!? o Happy nin azımdan çıkmaması için 100 kere art arda New Year's Eve dicem şmdi höh.

3 Şubat 2010 Çarşamba

almancadann geçmişimm hobarey çok mutlu oldum lan! gerçi yiyecek bir çiğköftem bile yok ama neyse hadi.
En Tatlı Acım
seni öyle seviyorum ki;
dudaklarımda bıraktığın o acı tat,
boğazımda, midemde; geçtiğin her yerimde,
sebep olduğun o ateş;
beni varlığınla bir lokmada öldürebilirsin.

sana güle güle derken ,
acılar içerisindeki değersiz varlığım,
her vedadan sonra seni tekrar istiyor,
bu sefer daha acı, bu sefer daha yakıcı,
cayır cayır yak lakin hep benimle kal.

bu şiir çiğ köfte'ye itafen yazılmıştır.

2 Şubat 2010 Salı

bazı insanları kimseyle paylaşmak istemiyorum. gerçekten böyle hissediyorum bazen çok tehlikeli bir şey yahu.

1 Şubat 2010 Pazartesi

allah allah nasıl bir özgüven patlaması yaşadım bir anda. sakata gelmiym lan!
birtane finalimden geçmişim bunu duyunca dünyalar benim oldu çünkü hiçbirinden geçmeyi beklemiyordum haha. bu hani şu bir gün resmen hiç uyumadadan çalştığım sınav.heheyt be.mutlu oldum lan.
sonunda ben de grip oluyorum bılog, hayırlısı. gece burnumda bir yanma, genizimde dolmayla yatmıştım bir kalktım hafif bir bademcik şişmesi, acısı var. allah belanı versin grip yaa, tatilime yıldırım gibi düşmek zorunda mıydın şerefsiz.
Almanca sınavıııı sana geliyorum kollarını aç bana!
bir durum eğer ucundan beni etkileyecekse gerçekten pür bakamıyorum. sanırım bencilim blog. gerçi hakikatten kötü olmayacaksa kesin boka sarar demem durum için. ama eğer risk varsa yüksek dozda ve durum beni de hatta bizi de kötü etkileyecekse daha da kötü olur olm bırak ya başlanmaz bu işe diyorum. bencil miyim yoksa çok mu insanım. arasında ince bir çizgi var galiba. tutturmak için çabalıyorum doğru tarafı da. kısmet.
sansta biri bana ''çok güzel oynuyorsun, ne kadar oldu?'' dedi. sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. oynuyorsam, tangoyu bırakıyorum.

31 Ocak 2010 Pazar

pazarları sevmiyoruummm. aslında istanbuldaki pazarları severdim böyle ailecek yapılan kral pazar kahvaltıları falan da, insan yalnız olunca çok zevksiz oluyor pazarlar. bir de hafta sonunun bitmiş olmasının verdiği hüzün, yorgunluk yeni bir haftya başlayacak olmanın canımı sıkması vs. vs. şu an bir sürü nedenden dolayı bu pazar gününü svmiyorum.çok gri lan.imdat.

29 Ocak 2010 Cuma

ispanyadaki son 14 günümü gündüzleri ders çalşıp geceleri dışarı çıkarak, yani hem dersi hem de eğlenceyi bir arada yapmaya çalışarak bunun için büyük bir çaba harcayarak geçiyorum. yeri geliyor oturup ağlıyorum döneceğim için yeri geliyor heycanlanıorm mutlu oluyorum döndüğümde kavuşacaığım insanlar için. eh her güzel şeyin bir sonu var da hani her son da yeni bir başlangıç demek fln diyip saçmaliyim diyorum. nasıl?iyi oldu mu böyle?
otobüse kafayı yasladığında, cam çarpması hadisesi beni çileden çıkarıyor. hayır insan bir umutla camla mücadeleyi de bırakmıyor, dur lan belki sallamaz otobüs diye. tabi öyle olmayınca en sonunda kafanı sinirle kaldırıyorsun. işte o anki ''cinayet işlemeye meyilli surat ifademi'' dışarıdan görmeyi gerçekten çok isterdim.

28 Ocak 2010 Perşembe

hungover, senden nefret ediyorum. neden varsın ki sanki? neden bir önceki gecemin eğlencesini bozduğunu anlamıyorum. ne gerek var yani böyle bir kavrama. biri bana açıklasın ulan sinir oldum. ah midem..

26 Ocak 2010 Salı

nasıl bütün berkler piç, alicanlar şımarık ve yaramaz oluyorsa ümitler de mal oluyor. tecrübeyle sabit.
şu metodoloji ve didaktikten çektiğimi başka bir dersten çekmedim ben blog. yani benm etim ne budum ne ki ben öğretmen olmak için ders alayım?ben daha öğrencilik hayatımın zevkini çıkarmaktayım öğretmenlik bir kenarda dursun be anam. işte ders seçerken ne olduğunu bilmeden seçersen, akıllı öğretmenlerde uyarmaz sna canım kızım bu 5. sınıf dersi ama sen daha 2. sınıfsın demezlerse olacağı bu. otur uğraş şmdi ah metodoloji vah metodoloji...
bir anlık cesaret nelere sebebiyet veriyormuş, helal olsun bana lan. taşikardi maşikardi yaptı biraz ama ilk aşamayı başarıyla tamamladık. gerisi allah kerim.
3D'nin ciddi yan etkileri varmış yahu, bu baş ağrısı da ne? çatlicak gibi lan.

25 Ocak 2010 Pazartesi

blooogggggg! şu an o kadar mutluyumm kiiii anltamaammm sanaa çok deli mutluyum tarif edemeemm. yüzde doksan ihtimalle müğ yazın istanbulda 2 ay staj yapacakmışşş!!!!! istanbulda yaaaa!!!!!! o kadar mutluymm ki!!!!!! biran önce kesin olsun da rahatlayayım yerimde duramıyorum müğ'yü istanbulda düşünsene 2 ay. of manyak olacakk heheyyyyy.

24 Ocak 2010 Pazar

Oviedo'da, sabah 7de, yağmurun altında, eh biraz da alkollüyken kaybolmak... tavsiye edilmez. nasıl kayboldum her gün her gece dönebildiğim evimi nasıl bulamadım bilmiyorum ama yürüyüp yürüyüp hiç bir yeri tanımadığımda hissettğim korkuyu bilemzsiniz.1 saate yakın yürüdüm blog. hiçbir yeri tanımadım. snra Oviedo yazısnın üztünde kırmızı çizgi olan o korkunç tabelayı gördm Oviedo'dan çıkmıştım artık... bir süre sonra cesaretmi toplayıp otostop çekmye karar verdim evet.. korkudan altıma yapacaktım yahu. bir süre sonra adamın teki durdu aldı beni ondan da korkutm zaten ama başka çarem yoktu blog. arabya bindim adam beni gayet güzel evime bıraktı sonra da gitti burdan. teşekkürlerimi iletiyorum. muchas gracias! hasta luego.

Not: ya eve yalnız dönmemeliyim ya sarhoş olmamalıyım ya da dışarı çıkmamalıyım. kendime kızıyorum.

22 Ocak 2010 Cuma

çabuk gelişen, kusursuz duran ilişkiler, diyaloglar beni korkutur bılog. bana bunları söyleten yaşadığım kötü tecrübeler değil, hayır. vallahi varsayımsal konuşuyorum.
dizinin dibinde oturmamı isteyen ve bu uğurda sonsuz saçmalayan babamla diyalog:
- cumartesi planın varsa iptal et, sakın dışarı çıkma! tipi, fırtına, tsunami geliyormuş!
+ e baba tsunami geliyorsa bizim evi de götürür mazallah, sahile yakın sayılırız.
- amaan yok kızım tsunami dediğim karadenizin açıklarında olacakmış.
+ ...
içimdeki beyaz ten siyah saç aşkı öyle fazla ki blog... birine bundan bahsedince eğer beni çok tanımıyorsa " white power hı? " şeklinde tepki veriyor. ne white power'ı be gerzek sadece çogzel oluyorlar. tüm beyaz tenli siyah saçlı insanlara selam ederim buradan.
bılog bazı olaylar ve durumlar vardır ki gerçekten tek yapılabilecek şey küfür etmektir. sonra da sıçana kadar gülmek, önümüzdeki 3 ay boyunca da sebepsiz başlayan gülme krizlerine ne oldu?? diye atlamama kararı aldım. atlamayacaz. sebep %98.9 aşağıda anlatacağım olay.

aklımıza sıçayım ben. hadi ben bir mallık yaptım üstün, sözüm sana: bunda bir bit yeniği vardır be körü diyeydin bari. evet mallık nişantaşı'nda ucuz noodle'cı bulduğunu sanıp kar kış fırtına dinlemeden yollara düşmek ve nişantaşı'nın ara sokaklarında sadece evlere servis yapan küçük bir mutfağımsı yerle karşı karşıya kalmak. siz siz olun böyle şeylere atlamayın canlar. nişantaşı'nda ucuz bir yer bulamazsınız, kıçınıza baka baka döner, burger'a oturursunuz.

was tagged in the video: Cuma ayetleri [ HAYIRLI CUMALAR ]

about an hour ago



neden ben neden??

21 Ocak 2010 Perşembe

sınavıma girdm çıktım fena değildi geçerim heralde blog vallha geçiim yeter başka bişe istemiyorum. ha sınava girdim çıktım saatler geçti üstünden eve geldim otrdum yemk yedim banyo yaptm da hala uyuyamadm yahu ama ben uyuyamam öle gündüz kolay kolay. kaldım böle baykuş gibi höhö. brde akşam dşarı çıkma mıuahabbeti fln ha yarn da 2 de sunumum var amaan hayat bu aralar bana pek bir hareketli.
ya bılog o deil de şu british lerin "havyuduğin?" değişine takmş durumdayz çok bir güzel gelior kulağa bnce ama komik de braz yahu. sanki biraz souk gibi neblym, ispanyollara gelincee hombbreee qué tallll!? diye bir atlayşları var adamlarn ilk kez gördüğün insan en eski dostun gibi gelebilr birden. seviyorum sizi ispanyollarrrr! gerçi british leri de severm dee neyseee.
günaydın. saat 07:04 ü göstermekte. ben ise henüz uyumadım. neden mi? 3 saat sonra sevgili Tazon hocamızın yapacağı Büyük Britanya Kültür ve Uygarlığı sınavı var da ondan.. sabah 11 den beri çalışıyoruz Pilar'la. Kütüphanlerde süründük. gerçi bunun da zevki bir başka ama. artık sınavdan çıkınca uyuyacağım. ölmez de sağ kalırsam. tekrar günaydınlarr..

20 Ocak 2010 Çarşamba

çocukken sevmezdim bilimkurgu'yu, fantastik olan şeyleri. komediydi izlediklerim ya da korku filmleri falan. okuduklarım da genelde normal şeylerdi işte klasik kız çocuğu. en fazla harry potter, angel ve spiderman'den oluşurdu benim ilgi alanımdaki doğaüstü olan şeyler, kurgu olan şeyler. gerisini sevmezdim. ne gariptir ki filmlerden, dizilerden kitaplardan etkilenecek yaşta olmadığım hâlde, etkilenme yaşında ilgisizken şimdi hepsi daha bir güzel gözüküyor. ne kadar zaman geçerse o kada sevilirmiş gibi gelmeye başladı. sanırım herşey o zaman güzeldi. şimdiyse herşey bombok ve ben gerçekten çok ütopyalara inanmak istiyor, gerçeklerden çok ütopyalarda olanları beğeniyorum. ışınlanma imkanları diliyorum . bilimin çare olup beni fezanın kuytu köşesindeki bir gezegene göndermesini temenni ediyorum.
bu ben değilim sensin, senin eserin bunlar. ve ben şimdi hiçbirinizi sevmiyorum, hiçbirşey beni bu denli heyecanlandırmıyor. oyuncakçılara girince elime ışın kalıcı alıp kendimi bir jedi'la karşı karşıya hayal edebiliyorsam eğer bu benim suçum değil ki. aman ne bileyim işte.
ulan ergen ettiniz beni.
ne hissettiğimi bilmeyip karışık olmaktan nefret ediyorum,kurtarbeni!
yüreğimde bir ağırlık var blog.çözemedim.insanlara güle güle demekte pek başarılı değilim sanırım. nasıl bir insanım ben!?

19 Ocak 2010 Salı

kaç saattir çalşıorum! bildiğn çalşıorm kendimi tebrik ediyorum kendmi seviyom blog haha. kütüphanede çalşmayı pek sevmezdim ama arkadşlarnda gdince ve herkesi çalşıor görünce insan gaza gelior. çok bir sevdim bugünü.
o değil de insanlarla aslında o kadar sornum olmadığını bilmek beni rahatlattı meğer sorunlar benden kaynaklanmıyormuş şmdi herkes bunu biliyor. çok bir rahatım haha.

18 Ocak 2010 Pazartesi

beni hayattan soğutan şeylerden biri sabahın köründe kalkmak zorunda olmaktır bılog.
sık sık gülenler yüreklerinde büyük acıyı taşıyanlardır diye bir şey paylaşmış feysbukta elemanın biri. ya yemin ederim bu tavra girenleri var ya böyle ağız burun kırmak istiyorum. hümanistlik kalmadı zaten artık da ciddi öldüresiye dövsün biri bunları gram acımam ha. ya tamam cidden çok büyük dertlerin sahibisindir ama onları aşıyorsundur içinde espirilerinle ortam en ala admısındır karizmasındır güldüren çocuksundur hatunsundur tamam. ama bunu durup bir yerden sonra. olm ben çok içime atıyom aslıdna anlatsam ne acılar çıkar benden diye anlatmıyorlar mı. lightsaberımı getirin bana kesecem hepinizi. çok mallar ya ühü.
bülent ortaçgil bende aşık olma isteği uyandırıyor. sonra içerden gelen tıkırtıyla uyanıyorum bu alık bakışlardan. peh. komik.
hayır kızmasına kızmıyorum da yapamayacağı şeyleri bir atarlanıp söylemesin insanlar. inanın hepiniz o denli asi değilsiniz, hepiniz öyle gitmem lan sana geliyorum hıh la halledemezsiniz her sorunu. bir de ben sizi tanıyorum yani söyleyince zaten diyorum şu saatte telefon gelir de tamam vazgeçtim dersiniz diye bekliyorum. galaksinin en asi insanı değilim, galaksinin her dediğini yapabilecek kudretine sahip insanı değilim. ama gerçekten istisnalar haricinde önümde benden daha yüce bir şey yoksa beni engelleyen sorun yoktur o atarlanarak da söylesem o yapacaklarımı yaparım yani. darlandırmayın beni spirited away'in şipşirin etkisi sürsün bünyemde uzunca süre gerek yok gerilime. hadi canım hadi bebeğim.
kötü bir rüya gördüm blog : rüyamda ben bir balkondaydım yüksek bir apartmanda. aşağıda üstün ve körü bana el sallayıp "haydi aşşağı gelsene senii bklioyurzz" dyip gülümsüyorlardı ama ben bir türlü aşağı inmenin yolunu bulamadım ve onlara ulaşamadım. böyle çaresiz kaldığım rüyalarımdan nefret ediyorum!!
ha bir de ne diyeceğim bazı olaylar vardır karşıdakinin 100 de 100 hatalı olduğunu düşünürken çat diye konum değiştirir ve suçlu siz olursunuz ya birden, nebileyim diyecek kendinizi savunacak bir şeyinizi yoktur o an, işte o durumlardan da nefret ediyorum. aslında o kadar nefret dolu bir insan değilim ama neyse bakalım.

17 Ocak 2010 Pazar

hani böyle her şeyin su yüzüne çıktığı aslında düşündüğünüz şeylerinin çoğunun yalandolan üzerine kurulu olduğunu öğrendiğiniz, hayalkırıklığı anları vardır ya. evet vardırlar. ve bir yerde durumun bu konuma gelmesi iyi olmuştur. herkes her şeyi bilir. kafalar rahattır. paranoyak düşüncelere gerek yoktur daha fazla.

16 Ocak 2010 Cumartesi

''I wouldn't need a hero if I wasn't such a zero''

demiş elliott smith.
blog. şu insan denen yaratık kötüdür.nokta. insanlardan çektiğimi başka bir şeyden çekmedim. çok sinirlyim şu anda insan ırkına. kendime de snirlym tabi! böle istiyorum ki kendimi bir soyutlayayım tüm insanlardan. doya doya yalnızlığı yaşayayım da nerde..
evet finallere 2 kala ben hala bilgisayar başında pinekliyorum. üstün'le kararlaştırdığımız üzere bazı sınavlarda doğaçlama, kasmaktan daha çok işe yarıyor. bunun için gereken tek önemli şey sınavdaki soruların atış tutuşa müsait olması ki şuana kadar kendi sınavlarım için hep öyle olduğunu söyleyebilirim. kısmet.

15 Ocak 2010 Cuma

ilk final. ve final öncesi gecelere akma modu yüznden kendimi tebrik ediyorum. evet bugün benim snavım vardı ve dün gece 5 te geldim eve. ama sadece ve sadece bir shot tekila içtim blog. başka bişe içmedm. ve farkettimki insanlar sarhoşken çok komik oluyorlarmış, tabi benm kafa normal olduğu için bütün insanlara ay ne salaklar diye bakıyordum. ben de sarhoşken o kadar salaığım yani amaan.hayat boş haha. neyse efenim finalim güzel geçti sorun yok yani. ancak dün gece çıkmasam olmazdı blog çok eğlendim dans ettim,komediydi.
bazı insanları anlamakta zorluk çekiyorum blog. dengesiz insanlar, çok dengesizler. sorunların varsa ya gel paylaşalım o sorunları,seve seve dinlerim ya da çek git hayatmdan yahu.ama dengesiz hareketler yapma bana karşı.nokta!

14 Ocak 2010 Perşembe

öyle evle bütünmüşüm ki dışarı çıktım 3 gün üst üste ayaklarım benden elli metre sonra geliyor. ağriyeee diye geziyorum resmen. bir de o ne başağrısı öyle yaa.
çorabının tekinin kazayla çantamdan çıkışını, çorabını pis büyülerimde kullanmak için aldığımı iddia eden bir insan var. canımsın sen benim yaa. cidden bak. çok güldüm ama blog. tamam kazayla çakmak alınır, şal kalır eldiven kalır vs. bunlar normal de ulan adam senin çorabın ne işi var bende. birine diyince noldu orda hımm? diye sorular geliyor. vallahi bir şey olmadı.
yarın artık sonunda benm de finallerim başlıyor ancak kolay birtaneyle başlıyoruz sorun yok. bu hafta kendimi daha bir öğrenci gibi hissettim sonunda, biraz geç mi kaldım ne!? şu korkunç metodoloji ve didaktik dersiyle ilgli de biraz rahatladım hatta haftaya yapacak olduğum sunumum bile Mü sayesnde çoktan hazır. Mü'ye teşekkürlerimi sunuyorum.
son 1 ayım İspanya'daki. garip bir hüzün ve eve dönecek olmanın verdiği heyecan. yani karışık yine..
ha bir de "çoktular ama hiç yoktular" demiş ortaçgil ya, az olsalardı da ama harbiden olsalardı keşke.yalandolan.
sez beni, yaz beni, karmakarışıklığımdan çöz beni... ortaçgil moddayz bu aralar haydi bakalım. ha bir şey daha var yazmak istediğm Samuel Johnson'ın Rasselas adlı kitabından: "Teach me the way to break my prison... surely happiness is somewhere to be found." he said. bu kadar.

11 Ocak 2010 Pazartesi

asosyallik kesinlikle içimden geliyormuş meğer. öyle içim asosyal benm, ne yapsam nafile yani. daha önce az da olsa muhabbetim olan insanları gördüğümde kafamı çevirip görmemezlikten gelmem anca buna bağlanabilir. yok arkadaş insan sevmiyorum ben, insan.
evde oturma üstüne çok yazılar yazarım da blog. bu çıkarımlarımdan hatta çıkarımlarımızdan biridir ki : asosyalliği, evde oturmayı sevme eşiği var. onu geçince evden çıkmazsan eğer hasbel kader gidiyor baya. amma bir evden çıktın mı sonra eve girmek istemiyorsun. 2 gün üst üste dışarı çıktım büyü bozuldu iyi mi?

10 Ocak 2010 Pazar

kendimi Kadıköy'de hissedeyim diye çıktım yürüyüşe bugün. Calle Uria var burada, böyle bir Kadıköy'ü andırıor. karda kaya kaya gittim Uria' ya. yine melankoliye kapıldım ne kadar kendime karşı çıkmaya çalışsam da, arada tutamıyorum şu içimdeki ağlama isteğini. gerçi yürümek, üşümek sokaklardaki insanları görmek kendimi iyi hissettirdi de.. bir de evime dönmek istememe karşın bu şehri ne kadar özleyeceğimi düşündüm. karışık duygular bunlar blog boşver sen.
bir anda tüm gücün gitmiş gibi hissetmek, sonra biraz ayılmak gibi. herşeye olan hevesim feci kaçtı blog. bir şey yapasım yok. çok imoşınılım bugün. gerçi uyku iyi geldi. hayat daha bir güzel. ama hala romantik komedi izleyebilir çilekli dondurmam eşliğinde gözyaşlarına boğulabilirim. bir sıkıntı geldi. mış gibi yapmalar işe yaramıyor adeta. ah...
karanlık bir gün. yarn okul başlıyor ondan olabilir tabi. 20 günlük tatilden sonra zor gelecek şmdi okula gitmek, bir de aile özlemim var çok. bir garibim ben bugün. aman bea.
üstün'e hitaben: duruş diyen dillerini yesinler, gavurların tabiriyle position dediydik biz ona?

sahebi çok seviyorum. öyle böyle değil.

9 Ocak 2010 Cumartesi

benim hani bir Mü var ya blog. işte o Mü beni görmeye gelcek 19 şubatta istanbulaa veeee geldiğinde ananemde kalacak. ahahaha. bu çok da normal bir şey değil işte bizm annelermizn babalarımzn gözünde o yüzden çok komik. ve tabiki onun ananemde kalması annemle vesaire kaynaşması bizim üstün ve körüyle olan yaz planlarımızı kolaylaştıracak. plan yazın İzmir' gitmek. benim izin almam kolaylaşacak çok mutluyum hahaha.
kahve falında cüppeli bir adamla kadın gördüm ya. kendimi ayakta alkışlarım ben ha. gerçi o nasıl bir "duruştu" öyle bir duruş yok, öyle bir duruşa da gerek yok hani. ya lan neyse.
aha 1 izleyicimiz olmuş, heyecalandım.

8 Ocak 2010 Cuma

haksızlığa karşıyım ben blog başka bir şeye değil!
azıcık kar yağdı diye, otobüs seferlerini iptal edip, taksilerini çalıştırmayan ve insanların alşveriş merkezinde mahsur kalmasına sebebiyet veren Oviedo Belediyesini kınıyorum buradan. alşveriş merkezine girerken günlük güneşlik bir hava ve çıktığında ise tüm şehrin felç olduğunu farkedyorsun insanlar otobüs şöförleriyle kavga ediyor, ne yani alşverş merkezinde mi uyuyalm diye bağırıyorlar vesaire vesaire.. otostop çektik blog, otostop ama adam ters yöne gidiyormş bizde şans mı var! neyse tam artık donarak ölme fikrine alşmaya başlamıştık ve vücutlarımız hissiszleşmye başlamştı ki tren fikri geldi aklımıza, umutsuzca tren istasyonuna yürüdük ve bir baktık ki tren var! evet kurtulmuştuk artık. şu anda evimde biram cipsim ve türlü mezelerim yanımda ev arkadşımın dgünü kutluyoruz. işte hayat böyle ironilerle dolu be blog ama yne de güzel hayat, güzel..

7 Ocak 2010 Perşembe

kar yağdıı bugün blogh! ben de çocuklar kadar şendim o esnada kendi kendime salak salak güldüğümü farkettim bir an haha. ne güzel şey! böyle bir de filmlerdeki gibi lapa lapa yağıyordu çok bir güzeldi yahu. nasıl mutlu oldum bilemezsinnn. ancak pek fazla sürmediğinden tutmadı hani diyordum kar tutar belki de okullar bir 2 hafta daha tatil olur nihaha; amma utanmazım yahu 20 gündür okul yok ki zaten!fazla tatil göz çıkarmaz ya!?

6 Ocak 2010 Çarşamba

atkı eldiven şapka modunda gezen ben bile nezle oluyor ya. kafamı vücudumdan ayırırım blog.
şu dk körüyle konusurken aklıma geldi. ona bile demiyorum direkt bloga yazıyorum. neyse. geçen gün esra erolla evlen benimleyi izliyoruz yine ananemle. ananemi bahane edip ben izliyormuşum meğersem ölümüne. yok ya. nese işte adamın biri şunu dedi. " çok eğlenceliyizdir biz ailecek. annem de eğlencelidir. mutfakta halay çekeriz yani o derece. " heh tamam işte. eğer bir gün evlenirsem sensin benim elma şekerim. evlenecek olursam beklesin o adam beni.
Alamanyalardan bana sucuk ve rakı getiren fletmeytimi daha bir başka seviyorum blogh. ona sevgilermi iletiyorum. turkish nights, hahaha.

5 Ocak 2010 Salı

körü: (kendisine tangoyla ilgili bir şeyler sorulduktan sonra heyecanla anlatmaya başlar) tango ilk başlarda arjantin'de genelevlerde erkek erkeğe yapılıyormuş, iyi olan kadını alıyormuş. sokaklardan salonlara fransa sayesinde gelmiş bık bık bık

0 kod adlı şahıs: o zaman para icat edilmemiş mi???

körü: ya öff hayır ne alakası v...

0 kod adlı şahıs: lidyalılardan önce mi yoksa???

basgit len yıhyıh

çok güldüm ama ha.
buradan ispanya'ya gitmeden önce skoll günleri yapardık diyen elinin'e cevap olarak: bir iki kere ve ''bensiz'' yaptığınız skoll günler(ler demeye dilim varmıyor)inden mi bahsediyorsunuz? haa tamam o zaman. eöhhh!
beynimi bir kağıt parçasının üstünde sündürdüm bugün. ama bir görüntü vardı ki... dün lanet ettiğim bölüm nerdü hönkür şakır sınavı yapamadığına ağlıyordu. aslında o an sınavı bırakıp çıkmam gerektiğini düşündüm. o bile yapamıyorsa, bu çaba niye filan dedim. sonra amaan dedim daha ne kadar içe doğru sıçabilirim. bari zamanında gidiyim filan. büt.lerde görüşmek üzere die vedalaştım hocayla filan. içimden tabi. ayrıca sen ağlarsan ben de ağlarım nerd nolur ağlama diyen prof. varya. bi siktirsin gitsin nolur yaa. öf. leş.
erkek olsam bir ömür kaçak hayatını göze alır askerlikten kaçardım blog. hayatta sikkoluklarda ilk 10 kesin girer.
bloooogghh. bugünn çok bir enerjiğim kalktım kendi kendime shakira dansları yapıormm evin ortasında puhahahha gülerim kendime benn.
ama blogh var ya aslında dünya bize çaktrmasa da çok adaletli. onun adaleti biraz değişk ancak herkes hata yapıp herkes cezasını da buluyor merak etme sen.
hani böyle insanlar kavga eder siz de yanlşlka bir şeklde olaya girersiniz ve sonra o insanlrın arası düzelse de siz hala 'kötü' olan olarak kalırsınız ya! evet, çok acı. ancak ben biliyordum böyle olacağını, sorun yok.
ben daha ispanya'ya gelmeden önce bizim skoll günlerimiz vardı blog'cum. en son skoll günümüzde modada bankta oturp biralarımızı yudumlarken çektiğimiz videolarımız var üstün'le. onlara bkıp bakıp kopuyorum şmdi hahah. özellike bir diyalog varki o video larda beni benden alıyor. seninle paylaşmak isterim burada:

elinin: şmdi de birandan iç bakalım.
üstün: birandaa birandaa birandaa..


bu diyaloğa toplam 2 saat gülmüşüzdür heralde ki hala gülmekteym videoları izleyp izleyp hey gidi günler..

4 Ocak 2010 Pazartesi

amma iş yaptım bugn blogh. gündüz kitapçı kitapçı dolaştm yne de bulamasım rasselas'ı sonunda sipariş verdirdim adam olup geitritsinler canım aa! snra efenim markete gidip evime sebzeler etler aldm geldim evimi bir süpürdüm banyoyu temizledm yarn gelcek olan fletmeyt ime yemekler pişrdim e ben daha napayyım?
-otur ders çalış!

haklsın blogh tamam kaçtım.
bölüm nerd.ü sözlüğümü arkadaşının sandığından ben sözlüksüz kaldım sınıvın en cafcaflı bölümünü yapamadım. bravo gerizekalı.
hepimiz tanrı kaldık, kimse mutluyum demesin.
blog bugün de okula gitmedim, uyanamadım. daha doğrusu uyanıp hazırlanıp tekrar yattım. bu soğukta çıkmak, insan arasına karışmak, gündelik aktiviteleri gerçekleştirmek çok zor geldi. şu dönem bitmeden kendimi toparlasam iyi olucak, sınavlar da başlıyor. pff sıkıcı.
çok stresliyim blogh çok. sınav stresine girdim vallahi ne b.k yicemi blmiorm. kesn kalcaz bir dersten de haydi bakalm hayrlısı.

3 Ocak 2010 Pazar

sen git kabak kesmek yerine kolunu kes uraş fırında güveçler yap ama yne de kıymeti bilinmesn. yok yok snrlenirm ben ama.
bulaşıkları yıkadm, kendim yıkandım, çamaşırları attım makinaya da makinadan garip sesler geliyor. geçiyorum önünce izliorm otistik çocuklar gibi e dönüyor çamaşırlar işte yanlış nerde!? diyorum. şmdi eti bekliyorum bir çözülsün ohh bir de yemeği pişirdik mi.. (ev karısı mode on)
herşey berbat ve ben de berbat hissediyorum. wtf?! ergenlikten çıkmadım henüz kusura bakmasın kimse.
merhaba blogh, itirazım var bu bitmeyen ev işlerine. yardımcı tutcam yanıma bana ne. ev süpür bulaşık yıka, çamaşır yıka höh. bıktım be bıktım. saçımı süpürge ettim ben, yemedim yedirdim içmedim içirdim (koca karı mode on.) haydi kaçtım.
sevgili blog sana gece gece şarkı armağan edesim geldi buyur:

Geceler zehir, geceler kara,uçasım gelir kanadım yorar
Yaralar derin seneler kadar,açılın geri
Sabah olmuş gün doğmuş,heryerimde karlar
Doymadım dönülmüş deliye,helal olsun aşk olsun,gözlerimde yaşlar
Durmadım dönülmez geriye

Geceler benim geceler bana
Unutun beni …

Şimdi uyu uyuyabilirsen,haydi eyvallah.
şu anda, içimdeki bu güç bir başka bir değişik. blog, bu gücün hep benle kalması gerek ona göre!!

2 Ocak 2010 Cumartesi

almancadan nefret etmekteyim! ki ben dil seven bütün dillere saygıyla yaklaşan bir insanım. okadar nefret ediyorum ki facebookta "almancadan nefret edenler" diye grup kurasım var, düşün blog! hele ispanyolca dan sonra hiç çekilmiyor bu dil hiç..
delicesine film izlemek istiyorum. delicesine dizi izlemek istiyorum. of şu haftasonu gelsin de huzura ereyim artık ya. büt. müt umrumda değil blog. sadece huzura ermek istiyorum.
12 saat uyuyup bi de utanmasa hala devam edecek bir insanım ben de utanıoyum işte haha. uyu uyu nereye kadar, insanın arada kalkıp ders çalışması gerek değil mi? ah be İspanya amma tembelleştirdin beni sen siestafiestasiestafiesta diye.. memlekete dönüp kendimze gelmek lazm artık.
durduk yere sosyalleşmeye çalışmayı gereksiz bulurum. yeni bir ortama girmişsindir aradan bir dallama her yere davet eder, sınıfça tiyatroya gidiyoruz gelsene, halay çekecez halay başı olsana artık sen de sınıfımıza geldiğine göre bizdensin vb gibi.. iyi de ben kimseyi tanımıyorumki?! aniden ortamlarda tanıma gibi bir istek ve hevesim de yok eminim onların da beni tanımaya karşı bir hevesi yoktur. öyleyse bırakın da yavaş yavaş tanıyalım, tanışalım, sosyalleşmek istersek de sosyalleşiriz elbet. zorlama olmuyor be güzelim.
ola ki bir gün çocuk yapacam diye gelirsem; bana sıkı ve kendime getirecek bir konferans yapın, lütfen !
ben belirsizliklerden nefret ederim, her şey böyle net olsun işte. ve inceldiği yerden kopsun hepimize hayırlı uğurlu olsun.

1 Ocak 2010 Cuma


bazen sözler kifayetsiz kalır...

(bkz: bir fenomen olarak yüksel tapıp)
bazan çok sıkılıyor, herkese gider yapmak istiyorum, bazen çok bunalıyor sadece otistik çocuklar gibi çamaşır makinası izlemek istiyorum.
ha bu arada yeni yıl var. ve 2010'un ilk postu.
yeni yıl. yeni. ne garip ya aslında hiçbir fark olmuyor. amaan. neyse.
sakin. huzurlu yılbaşı. içimdeki yılbaşı ruhu olmadan da mutlu olabilirim ben. kışkış yılbaşı ruhu. sana ihtiyacım yok hıhh. 43?! az kalmış. eksikler dolsun. sarılalım sıkısıkı.
mutlu yıllar.
1 ocak 2010. daha 31 aralık 2008 dün gibi. zaman su misali yahu. geçen seneki yılbaşında sitedeki arkdşlarla toplanmştk eğlenmştk güzeldi be ama ben çok mutsuzdm o aralar bu seneki yılbaşı kutlamam güzeldi bayaca ama sanırm ozamana göre şu an dha mutlyum genel olark. ama düün çok ağladm blog; annemlerle konştum ağladm, üstün ve körü'yle konuşp ağladm. ancaaakkk 43 gün snra evimde olacağımm ben ve kavuşacağımm onlara, heycanla bekliyorummm!!! 2010 un benden ilk götürüsü mp3üm oldu blog. dün gece kaybettm kendime bütün küfürleri sayıyorum. ama bir insanı da geri kazandım sanırım, bakalm ikibinon dha nler götürüp nelere getirecek, heycanla bekliyorum.
2010 hoşgeldin.

bu yılbaşı diğerlerine nazaran daha sakin geçti, bütün bir yılda bu huzur ve mutluluk halinin hüküm sürmesini temenni etmekteyim. amin yarabbi şükür tütütü. bu yılbaşındaki tek eksik kuşkusuz ''elinin''di. Ona da sarhoşken Oviedo'dan, ben sizi çok seviyorum nidalarıyla bağlanmak gerçekten çok hoştu doğrusu.

hep birlikte güzel bir yıl geçirmemiz dileğiyle 2010'un ilk girisini sonlandırıyorum. sağlıcakla kalın.