26 Kasım 2009 Perşembe

blog boşlamasından haz etmem blog ben. blogun sadık kalınması gereken bişi olduğuna inanırım. lâkin bu ara bu bloga yazmamış buldum kendimi. neyse. bir özrün ardından söze girim yapayım. bayram geldi blog. bayramları sevmem. sevene gözümün tersiyle bakarım. çok yetiliyim gözümün tersini çevirip bakabiliyorum. bayramları bişi için sevebilirim. yemekyemekyemekyemekyemek. tamam 5 kez söylemem gerekiyordu bunu. söyledim oldu. saçmadıktan sonra " ay çok fena saçmaladım yaaa " diyenlere de gıcık oluyorum. bsg saçmaladığını fark ettiysen siliver bi zahmet canım cananım. tuş koymuş adamlar oraya. üşenmek ayrı saçmaladığını belirtmek ayrı. ince çizgiler bunlar. neyse ablam geliyor benim. gara gelme ben gelirim dedi. şimdi evde onu bekliyorum. beklerken yazayım bu boynu bükülmüş blogumuza dedim. ha ayrıca yine kurabiye yaptım. güzel olan her kurabiyeden sonra kendimi bir reçıl rey bir marta sütığırt zannediyorum. aha kapı çalıyor. geldi abılam. yehu.

19 Kasım 2009 Perşembe

yaklaşık bir yıldır, blogdan, deviantart'tan, flicker'dan yazılarını, fotoğraflarını takip ettiğim cici bir insan var. hatta öyle ki bir süre sonra epeyce hayatını bildiğimi filan fark ettim. sonra bir gün facebook'ta gezerken liseden bir arkadaşımın bende ekli olmayan arkadaşlarının gözüktüğü kısımda bahsi geçen kişiyi gördüm. şaşırdım vay be ne alaka ki filan dedim. şimdi kısacık bir vakit önce facebookta yine, liseden bir arkadaşımın profiline bakarken 107 tane sayfanın içinde, bahsi geçen zat'ın hayran sayfasını gördüm. 107'de 4'tü o sayfanın çıkması. olasılık başka türlü bişi neyse. yine bir arkadaşım daha fanıydı kendisinin. bazan hayat beni çok pis şaşırtıyor. ve en klişesinden " çok küçüksün dünya."

18 Kasım 2009 Çarşamba

burslar çıkmayınca " yine bana hüsran yine bana hasret var " adlı şarkıyı söylüyor, yılmaksızın iksv'nin " takım arkadaşları arıyoruz " butonuna hunharca tıklıyorum. ve oradaki " takım arkadaşlığına adım atış " adlı formu dolduruyorum. adı bu olsa fena gülerdim. neyse. hayatımda başka bir şey için bu denli çaba harcasaydım bence şimdiden daha farklı olurdu bilög.
biri geçen yıl 17 kasımda bana, önümüzdeki sene ispanyada ingilizlerle ve polonyalılarla dgünü kutlayacaksın dese inanır mıydım sizce? hayır.. ispanya'da dgünü kutlamak, hoş tabi ama en güzeli ne olurdu bliyor musunuz? şu an en özledklerimde( onlar kendilerni bilrler :P) olup onlarla yeni bir yaşıam girmek olurdu bundan önceki senelrde olduğu gibi. umarm seneye onlarla kutlarm dgünümü ve bundan sonrakileri..

17 Kasım 2009 Salı

saat: 00.00
en azından şuanda bulunduğum ülkede böyle.. ne kadar kilometre var aramızda bilmiyorum ve o uzakta özlediğim güzel insanın doğum günü artık. en azından türkiye saatiyle, iyi ki doğmuş ve iyi ki var.

15 Kasım 2009 Pazar

sosyallikten gelen sıkıntıya inanıyor, asosyallikten gelen saçma melankolinin mutluluğunda yüzüyorum. abartırım. abartmak işimdir genelde. lâkin, inanın dostlar bazen sosyalleşmekten daha güzel anlar vardır. o an bu andır, o an ev içinde moonlight izlemekten kendini kaybedip her an vampir çıkacak gibi temkinli gezme anıdır, o an kendini jedi sanıp ayna karşısında elinde ışın kılıcı varmışçasına hareket edip efektlendirmektir. asosyal anlar bazan en komik anlardır. o değil de niye ders verir tatta konuştum . ne bileyim .

14 Kasım 2009 Cumartesi

baş harfi ö olan insandan ders almak, yaklaşık 2 saat 15 dakika ders yapıp, topluca yemeğe gitmek, onunla sohbet etmek, ona dokunmak, onunla azıcık da olsa dans edebilmek, aa taksime gidiyorsanız birlikte gidelim bundan sonra demesi. bunlar abartılacak şeyler değil aslında blog biliyorum, o da bir insan ama hala inanamıyorum sanırım çok güzel bir rüya gördüm. muallaktayım.

o değil de bunları okusa korkup bir daha ders vermez adam bana lan.

13 Kasım 2009 Cuma

insanlara bağlı yaşıyoruz. beynimizin içinde çok güzel kendmize özgü kurallrımız hayallerimz ve ilkelerimz var ama iş düşünmekten çıkıp pratiğe geldiğinde insanlara bağlı yaşıyoruz. ben insanlara bağlı yaşıyorum. her ne kadr kendi kararlarımı aldğımı düşünsem de hep başkasının kararlarının sonuçlarına göre karar verdiğim için aslında başkasnın kararlarına göre yaşıyorum. neyse. kafam karıştı..

12 Kasım 2009 Perşembe

bir zamanlar, yıllar önce galaksinin birinde. yok yok onu demicem be işte yıllar önce ben blue jean dergisinin netfriend'ine mail attıydım. gonca diye bir arkadaşla. severdi öyle şeyleri o da . neyse işte ondan 5 ay sonra filan insanlar ekledi. neyse sonra adres değiştirdim zaman içinde. bugün düşündüm dedim bir ara insanlar beni ekliyordu ordan peh komik günler. eve geldim bilg.i açtım msnde biri ekledi. ve blue jeanden dedi. pek imkanlı değil ama hâlâ konuşuyorum çocukla çünkü star wars inmek bilmedi zaman geçirmek gerenk. garip bir hayat bu. hem itiraf.com hem de gariplikler dünyası formatında birşey oldu bu.

11 Kasım 2009 Çarşamba

sadece bir gün var, gözlerimi kapatıp iki katlı bir yerde pastalar, kurabiyeler, macaroniler yaptığımı hayal etmeme. yanımda sevdiğim o " az-en öz " insanlar ve birlikte kurabiye yapıp delice dans ediyoruz. herşey çok güzel. ve evet zaman zaman sadece onlar kurabiye yapıyor ve ben onları karelere sığdırıyorum. herşey sonsuzlaşıyor. sadece bir gün var bunları dilediğimce kurmama. kurabiye tarifleri pastacılık kurslarının kurları sardı dört bir yanımı. bırakmasınlar. hayal olarak kalmayacak olanlardansınız. biliyorum.

10 Kasım 2009 Salı

ben almanca yı ispanyol bir hocadan ispanyolca anlatılarak öğrenmye çalışan bir zavallıyım.. hatta almnca derslerinde almncadan dha çok ispanyolca öğreniyorum o da ayrı hahaha. günlük hayatımda tek tük türkçe genlde ingilizce konuşup araya da ispanyolca kelimeler katıp dha snra girdiim almanca dersinde de hocaya basit bir "evet" demk için, "ja, si, yes,evet" sözcklerinden hangsini kullancağıma karar vermekte zorlanan biriym haliyle. sonum ne olacak bakalım benim.
sözlük kullandırtmayan ve türkçe'de " eski türkçe " diye adlandırılan farça kelimelerin bilinmemesinden kelli kınayan hocamadır sitemim. daha kötü geçebilir miydi? bilmiyorum. fak. ayrıca çinceciye bir özür borçluıyum. kelimeler açılarak öğretilirmiş bu dil. ben bu sistemi o uydurdu sanırdım ki elin çinlisi gelmiş yuırdumun bir üniversitesinde -ismini vermek istemiyorum baş harfi okan üniversitesi- aynı sistemle öğretiyormuş. özür dilerim ben şimdi kızdığım çinceciden.

9 Kasım 2009 Pazartesi

vampirlere olan ilgimden dizi, filmlerde oynayan karizmatik abiler mi sorumlu yoksa bu vampir mitinde beni çeken bir şey mi var çözemedim. hayırlısı.
Saat 9 da başlayan derse yetişmek için 8 yerine 9 u 10 geçeye kurulmuş bir saatle uyanmak.. Uzunca bir kendine küfür edişin ardından ise çok güzel geçen bir edebiyat sunumu( o da başka sunumlar olduğu için hocanın soru sorcak vaktinin kalmaması sebebiyle!) ve ispanyolca dan 10 üzernden 10 alınan bir sınav. Şimdi ne desem ki? Demek gün nasıl başlarsa öyle gitmiyormuş haha.mutlu oldum. Bir öylesin bir böylesin be hayat!
yarına bir adet sınavım var kendisi bir klasik kolay metinler sınavı neyse ki sözlük serbest. en azından bu inançtayım umarım serbest olur diğerleri gibi. neyse. diyeceğim bu değil. persembeye de 2 tane sınavım var biri arapça diğeri çince. evet ben gerizekalı gibi 3 dili aynı anda öğrenmeye çalışıyorum. ha bir boka yaramıyor o ayrı. ve an itibariyle hiçbirine çalışmıyorum, darkside beni çağırdı gel üstün'üm dedi napacan sınavı filan bonobo dinle blog yaz ogh miss. kırar mıyım lan ben seni çemçük ağızlım dedim ve bıraktım kitabı defteri o dk. darkside'ım sınavda aniden herşeyi aklıma getiren dahi enerjisine dönüşürse bu işten yırtarım.
benim yarına sunumum var haha. konu: Jonathan Swift. A modest proposal, satire, irony vb. Ben çeviri yapmak istiyorum, çeviri! çok özledm çeviri derslerimi.. ben daha matematiksel bir insanım, edebiyat okumak da iyi hoş ama çeviri benm yapmam gereken şey.Kuramlar olsun, çeviri formüllerim olsun benim, çeviri derslermi gerii veriinnn!!!
hertürlü sinekti arıydı öldürülmesine karşıyımdır bilög lâkin... bir tanesi var ki , beni kasım ayında elimden ısırıp delirtendir o. ve onu öldürmekle kalmaz üç kere üstünde zıplamak suretiyle yihahaylablubalum diye çığlık atarak kutlarım ölümünü. olum sivri sinek adamsan öyle ısırıp kaçmazsın çık karşıma namussuz.

8 Kasım 2009 Pazar

Bilmem kaç km uzaktan sesleniyorum. Ben bir erasmus insanıyım. Hayatımın en özgür zamanı sanırım. Erasmus demek çılgınlık yapmaktır unutmayın bunu... Kendi evim var, ev süpürüyorum, yemek yapmaya çalışıyorum, çamaşır ve bulaşık yıkıyorum. İçiyorum,sarhoş olup sabaha kadar dans ediyorum, geziyorum. Ne şahane görünüyor! Ama evimden arkdaşlarımdan sevdiğim insanlrdan çok çok uzaktayım. Erasmus olmak iyidir güzeldir, tarafımdan tavsiye edilir ama herzaman biraz melankoli içerir.

İspanya' dan sevgilerle..
biri şapşal gülümsememi durdursun. ulan bu da vinci'den ucuza resim dersi almak gibi bir şey.
ben dile dil demem harflere sahip olmayınca. çinlilerden nefret ediyorum. defolun lan. fak. oysa ne de hevesliydim çinceye başlarken. 1 dönem nedir ki?! gelir ve geçer değil mi ama... bu vizeden 50'nin üstünde alırsam dilensin benden ne dilenirse.
içimdeki ilk giri heyecanı bambaşka körü ve sevgili bilög. bilög girisi girerken gerile geril eüstün körü bir gerginlik edinmeyi vaad ediyorum. sana cennet bahçesi vaad etmedim ki. neydi bu bak şimdi geldi aklıma neyse. ne diyordum. üstün körü gerginliklere ışınlanma dileğiyle...
pazartesiye daha ne olduğunu bile tam olarak bilmediğim bir ödevim var, söz konusu derse 1 tanesine 20 dk. geç kalmak ve geç kaldığımın not alınması suretiyle toplamda 2 kere girdim. bense burada ilk girimi girmeye kasıyorum. şu ilk giriyi girmek adına harcadığım çabayı ödevime harcasaydım sınıf birincisi olurdum. yemin.